24 Ocak 2009 Cumartesi

Gürcistan Sorunu

Güney Kafkasya bölgesinde yer alan birçok sosyal ve etnik çeşitliliği içinde barındıran, yaklaşık 5,5 milyon nüfusa sahip ve bağımsızlığını yeni kazanmış ülkelerden biri olan Gürcistan’da nüfusun %70’ini Gürcüler, %8’ini Ermeniler, %6’sını Ruslar, %2’sini Abhazlar, %3’ünü Osetler, %7’sini Azeriler, %2’sini Acarlar ve küçük etnik gruplar oluşturmaktadır. Etnik farklılıkların yanında dini farklılıklara da ev sahipliği yapan Gürcistan’ın %65’i Georgia’n Ortodoks, %10’u Doğu Ortodoks, %15’i Müslüman, %8’i Ermeni Apostolik dinlerini benimsemiş insanlardan oluşmaktadır.
Ülke jeopolitik konumu ile geçiş bölgesi özelliği taşımaktadır. Batı dünyası yılda elli milyon ton petrol taşıyan Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının tamamlanmasını desteklemekte, Rusya ise buna karşı çıkmaktadır. Çünkü bu petrol sevkıyatında Rusya zarara uğrayacak Kafkas ülkeleri ve daha sonra da Uzakdoğu ülkeleri zenginleşip kalkınacak ve Rusya bu bölgelerdeki etkinliğini yavaş yavaş kaybedecektir.
Sorunların nedenleri; Abhazya Cumhuriyeti bağımsızlığını istemekte, Güney Osetya otonom bölgesi Rusya Federasyonu içindeki Kuzey Osetya ile birleşmek istemekte, Javakheti bölgesinde yaşayan Ermeniler özerklik talep etmekte, Acaristan Otonom Cumhuriyeti de Gürcistan ordusunu bölgeye sokmamaktadır. Sorunlar aslında genel olarak etnik sorunlardır.
Bağımsızlığının ardından Gürcistan NATO ve ABD’yi kullanarak Batıya yaklaşma çabası içerisine girmiştir. Rusya Gürcistan üzerindeki üslerini koruma ve bölgenin Rusya’dan uzaklaşmasını engelleme çabası içindeyken, ABD Kafkaslara yerleşme arzusundadır. Çünkü bölgedeki doğal kaynakların farkındadır, doğal gaz ve petrol bu bölgelerde oldukça fazladır. Rusya Abhazya ve Güney Osetya’nın taleplerini desteklerken, ABD Gürcistan’ı desteklemektedir. Rusya Gürcistan’ın bağımsız ve batı yanlısı politikalarının önüne geçebilmek için ülkeyi bölücü ve daha kolay lokma haline getirme siyasetini izlemektedir. ABD ve Batı ülkeleri ise Kafkasyalardan gelecek enerji potansiyelinin güvenliğini düşündüğü için bölgedeki bağımsız ve Rusya’ya zıt politikaları destekleyici siyaset izlemektedir. Ayrıca ABD Rusya’nın bölgedeki nüfusunu kırmaya yönelik olarak Pankisi vadisine el-Kaide bahanesiyle girmesi uluslar arası bir hamle olarak değerlendirilebilir. Bu vadiye ABD silahlarını ve Gürcistan askerlerini yığmıştır. Daha sonrada Rusya özerk olmalarını istediği Güney Osetya bağımsız taraftarı askerleri yönlendirerek silahlandırmış bölgede bir destekleyici yani azmettirici bir savaş siyaseti izlemiştir. Bu bölgede çıkan çatışmaları tamamen büyük güçlerin kendi ülkelerinde değil de farklı ülkelerde çatışarak dolaylı yoldan birbirleriyle savaşması olarak yorumlayabiliriz. Çıkarları itibariyle Rusya ve ABD’nin direkt olarak savaşması çok ciddi bloklaşmalara ve ciddi yıkımlara sebebiyet verir. Bu ülkeler bu yüzden siyasetlerini ortak stratejik planlarla yürütürler ve sömürmek istedikleri bölgelerde birbirleriyle farklı yollardan yararlanarak savaşırlar. Aslında bütünde bir denge siyasetidir bu yaptıkları. Sonuçta dünyadaki en gelişmiş iki ekonomik güç, enerji kaynaklarıyla zenginleşen ve en çok enerji tüketen iki süper güç birbirinden ayrı siyaset izlemek zorundalar ama bu siyasetin arkasında ortak hareket etme ve birlikte çalışmanın da söz konusu olduğu söylenebilir.
Sonuç olarak Gürcistan’ın birçok sorunu mevcuttur. Ayrıca deniz ülkesi olması itibariyle ve Türkiye’ye komşu olduğu için Rusya-Gürcistan-Türkiye üçgeninde önceden beri süregelen birçok anlaşmazlık yaşanmaktadır. Gürcistan bu sorunların akabinde Rusya ile olan ekonomik ilişkilerini de sınırlandırmış ve kalıcı olarak ithalat ve ihracatta Batı’ya yönelmiştir. Gürcistan ayrıca Rusya’ya karşı olarak NATO’ya üye olmuştur.
Sorunların çözülememesinin ardında yatan en büyük etken bölgeyi, bazı güçlerin rekabet ortamı oluşturmak amacıyla kullanmasıdır. Gürcistan’daki sorunların son bulması ABD ve Rusya’nın bölgeden çekilmesine veya bu bölgedeki çıkarları yerine uluslar arası barışın korunmasına veya insan haklarının uygulanmasına yönelik ince bir yol izlemelerine bağlıdır.
HalilİbrahimCoşkunyürek

Hiç yorum yok: