430’un üzerinde Müslüman kardeşimizin şehit olduğu İsrail’in saldırılarında, Amerika’nın saldırıyı kınamaması ve artık alışılmış bir şey miş gibi davranması, aynı zamanda da dünya kamuoyunda da insan hakları evrensel bildirgesini hazırlayan moron devletlerin de tepkisiz kınamasız kalmaları dünyaya ne kadar değer verdiklerini insanlığa ve insan haklarına ne kadar saygılarının olduğunu açık açık gösterdi. Böyle bir dünyada yaşamaktan ötürü bir Müslüman olarak utanmamak elde değil. Hele bir de üzerine sesimizi çıkarmamamız inanılır gibi değil. O topraklar sadece Yahudilerin mi kutsal toprakları?
O topraklar yani atalarımızın ecdadımızın Filistin diye hitap ettiği Peygamberimizin (s.a.v) ayaklarını bastığı o topraklarda yaşayan insanlar halen Filistin devleti olarak tanımlanmaktadır. Haremu’ş Şerif, Mescid’ül Aksa, Beyt’ul Makdis, Kubbetü’s Sahra bunlar hep bizim kutsal topraklarımız. Yahudiler 50’de ve 130’da Roma tarafından o bölgelerden kovulduktan sonra diaspora diye adlandırdıkları dünyanın dört bir yanına sürgün hayatına gönderildi, sonra 1700 yıl boyunca hiçbir zaman geri dönmek akıllarına bile gelmemişken, değişen dünya koşullarında 100–150 sene önce bir kez daha dünyada yayıldıkları bölgelerden özellikle Rusya’dan kovuldular ve en sonunda akılları sanki başlarına gelmişmiş gibi Filistin’de yaşayan büyük büyük dedelerinin kemikleri dahi bulunmayan lanetli Yahudi halkı, artık Müslüman olan topraklara saldırmışlar, orada 1000 senedir yaşayan Müslüman kardeşlerimizi asimile edip göçe zorlayarak, diasporadan kurtulup, bu sefer orada yaşayan Müslümanları diasporaya tabi tutarak, Yahudi dinlerini yaşamak için ağlama duvarlarını inşa etmişler ve sırf oraya gidip timsah gözyaşlarıyla ağlamak için hiçbir günahı olmayan, masum dediğimiz kardeşlerimizi sanki katli vacipmiş gibi katletmişlerdir ve halen de bu soykırım devam etmektedir. Buna bir dur demek bütün insanlığın görevidir aslında.
Belki Filistin’in başına etkili bir lider gelmemiş, asker nüfusu olarak da Filistin direniş gücü ABD’nin ve İsrail’in füzelerine karşı yetersiz kalmış olabilir. İran İslam devrimini gerçekleştirdikten sonra ABD’nin müttefikliğini kaybetmiş ve ABD stratejisini yine çıkarları doğrultusunda değiştirerek bu sefer İran-Irak savaşında Irak’ı desteklemişti. Irağa verdiği destekle İran’ın kaybetmesini sağlamıştı. Bundan sonra zaten birbirine kırılan bu devletler bir daha yan yana bile gelmeyeceklerdi Amerika tezgâhını iyi hazırladı. ABD, Rusya, İngiltere bu üç ülke Arapları birbirine kırdırarak önce Filistin’deki FKÖ’nün Lübnan’a kaçmasını daha sonra İsrail’in Lübnan’daki FKÖ topluluklarını bombardımana tutmasını, Lübnan’ın, Ürdün’ün ve Suriye’nin başta İsrail’in işgaline karşı çıkması fakat tehditlere dayanamayarak hepsinin Filistin’i gözden çıkarması Arap halklarının dayanışmadan ne kadar yoksun olduklarını, ne kadar dışa bağımlı, sömürüye alışmış milletler olduklarını gösteriyor zaten. Yani bu milletler birbirine kırdırılmaya hazır kıta bekliyorlarmış. O Arap emirlerinin hepsi cehennemlik adamlar zaten, güya şeriata göre yaşıyorlar. Hepinizin birer tane sarayı var Vatikan sarayı gibi bin dönüm saray, ne yapacaksın o kadar büyük sarayı, satıyor tabi her biri yılda 1 milyon varil petrol, o kadar zengin doğal kaynakları var ki o toprakların çölde kazmadan petrol çıkıyor. Allah o toprakları zenginlik için Müslümanlara, sadece bize de değil tabiî ki bütün insanlığa vermiş ama biz ve Arap ırkı o topraklara hâkim olamamışız başkalarının söz hakkının olmasına göz yummuşuz kafamızı çalıştırıp üretememişiz petrolü satamamışız dünyaya. Bizim ayıbımız budur yani en büyük ayıbımız, sadece Arapların Filistin’deki katliama karşı kayıtsız kalmaları değil. Bu saydıklarımın içine kendimizi de katarak söylüyorum, bu yaptıklarımız bizim de ayıbımız, sadece Arap memleketlerinin birlik kurmasıyla olmaz bu işler, o insanların nüfusu ne, çapı ne, teknolojisi ne onlar anca yayıp, petrolü satsınlar, hiç bir şekilde ilerleme yok gayret birlik beraberlik yok.
Bu yazdıklarım zaten aklı beyni çalışan tüm herkesin kavrayacağı şeyler bildiği şeyler. Mevzu Arapların tembellikleri adilikleri değil, amerikanın Rusya’nın İngiltere’nin birbirlerine karşı bir işgal siyaseti izlememeleri, kendi vatandaşlarının ölmesine birebir savaşmalarına izin vermeyerek Ortadoğu ülkeleri üzerinden savaş siyaseti yapmaları, bunu da Arapları Müslümanları birbirine kırdırıp, kendilerine taraf seçerek yapmaları bizim mevzuumuz olmalı. Bu ülkeler dünyadaki bütün çatışma bölgelerinde müdahale hakkını kendilerinde görüyorlar, bırak müdahaleyi oradaki çatışmayı da zaten en başında kendileri çıkarıyor, hazırlıyor, daha sonrada bir taraf seçiyorlar ve tıpkı bir satranç oyunu gibi kazanan kaybedeni oynuyorlar, piyonlarda ne yazıktır ki her zaman hakkın rahmetine kavuşuyor.
Bu mevzular da aslında en büyük etken en büyük neden din. Hıristiyanlar, Yahudiler, Ortodokslar, Katolikler, Protestanlar, Ermeniler bütün bu dini kökenlere sahip milletler Müslümanları nasıl öldürürüz, Müslümanları nasıl yerlerinden ederiz, dünyadaki en güzel topraklarda onlar oturuyor neden biz orda değiliz… Gibi düşüncelere kapılıyorlar ve geçmişten günümüze kadar gelen süreçte bunu bize karşı açtıkları savaşlarla kanıtlıyorlar, ki bütün savaşlar dinsel öğeler üzerinden yapılıyor. Dini nedenler olmasa Ortadoğu Hıristiyan ya da Yahudi olmuş olsaydı o bölgede hiç çatışma çıkmazdı, ama dünya helak olurdu böle bir şey olsaydı. Irkçı soykırımcı diye bütün dünyada karalamadıkları Müslüman millet kalmadı ama kendi yaptıkları ırkçılık değil! Ortadoğu'yu tamamen ele geçirseler dünyadaki bütün karşı milletlere, kendilerinden olmayan bütün ırklara, bırak söz söyleme hakkını yaşama hakkı bile tanımazlar, okadar ki zaten fakir Afrika ülkelerini sömürüpte onlara yaşama hakkı tanımayan ülkelerdir bunlar.
Bizim burada böyle oturup rahat yataklarımızda uyumamız, arada bir kahve ortamlarında misali Filistin’deki Müslüman kardeşlerimize üzülmemiz bir çözüm getirmiyor. O Hamas, Hizbullah, Emel… Gibi örgütler tek başlarına Amerika’ya ve İsrail'e kafa tutamazlar zaten, ayrıca Arapları birlikte tutacak toplayacak bir liderde gelemez günümüzde, böyle bir ümide kapılmamız, beklenti içerisine girmemiz tamamen yanlış olur. Çünkü Arap milleti bu lideri çıkarmaya ve benimsemeye hazır değil. Fakat yinede, ben Ahmedinejadı takdir ediyorum, dış politikada olsun, iç siyasette olsun, tamamen dürüst ve toplumsal bir siyaset örneği... Kendi petrolünü kendi üretiyor Çin’e satıyor, Rusya’ya satıyor, doğal gazı var, sanayisini geliştiriyor, üretim yapıyor, silah da üretiyor. Bir siyasetçi daha ne yapsın İran devriminden sonra Ortadoğu’ya gelen en büyük lider, ama o da benim gibi Araplara hiç güvenmiyor. Biliyor çünkü Arapların tembel teneke olduklarını. Zamanla İran inanıyorum ki çok gelişmiş bir ülke olacak.
Bizim Amerikanın değil İran’ın yanında yer almamız Ortadoğu’yu, Türkmenleri, Kafkasları, Balkanlar'daki Kosovayla Bosna'yı, hatta kuzey Afrika’ya kadar dört kıtayı birleştirmemiz ve bu birleşimden sonra savaşmamız "yenidünya düzenini" bu sefer ters düz etmemiz ondan sonra da; siyasi ve askeri, aynı zamanda ekonomik yönden oluşturacağımız birliktelikten hiç bir zaman kopmamamız gerekiyor. Bu İslam ülkelerini birleştirici politikayı zamanında benimseyen bir siyasetçimiz mevcuttu Necmettin Erbakan. Bu düşüncelere sahip has milliyetçi ve Müslüman siyaset adamını konuşturtmadılar, iş yaptırtmadılar. Bu yüzden bende bazen: “üçüncü dünya savaşı çıksa da, hatta Amerika’nın karşısına, Rusya’nın Çin’in yanında ittifak bloğunda yer alsak da, şu başta bahsettiğim birlik kurulsa diye bazen dua ediyorum ama tamamen bir hayal bu yani dünyadaki 2 milyara yakın Müslüman’ın toplanması bir hayal. Gerçi yazdığım Rusya'yı ve Çin'i aynı blogta Amerika'ya karşı düşünmekte çok zor bir ihtimal. Rusya bariz bir şekilde Amerika ile ortak bir siyaset izliyor, izlediği politika sözde Amerika'nın karşıtı gibi gözükse de dünyadaki bu iki süper gücün birbirine karşı siyaset izleyeceklerini düşünmek çok yanlış olur. Denge politikası gereği Amerika ve Rusya sözde birbirine karşıt iki ekonomik güç olarak gözükmek zorundalar. Bu analizler doğrultusunda dış politikada doğru bir fikre sahip olabiliriz.
HalilİbrahimCoşkunyürek
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder